Hit enter after type your search item
TRDIR

İşletme, yönetim, finans ve kriz yönetimi araştırmaları.

Home / Kriz Yönetimi / COVID-19 Toplumsal Etkileri ve Çözüm Önerileri

COVID-19 Toplumsal Etkileri ve Çözüm Önerileri

/
/
/
1661 Views
img

Son günlerde SARS-CoV-2 (Coronavirus) kaynaklı COVID-19 salgını pek çok ülkeyi etkisi altına aldığı gibi ülkemizi de etkisi altına almaya başlamıştır. Salgının maddi, psikolojik ve sosyal etkileri her geçen gün daha ağır bir şekilde hissedilmeye başlanmış, belirsizlikten kaynaklanan moral ve motivasyon kaybı toplumun tamamında gözlenir hale gelmiştir.

Yetkililer ilk vakanın ülkemizde görülmesiyle birlikte bir takım tedbirler açıklamış ve açıklamaya da devam etmektedirler. Açıklanan tedbirlerin bir kısmı son derece doğru ve yerinde olmakla beraber bazı tedbirlerin yetersiz olduğu da açıktır. Mevcut kısmi izolasyon uygulaması ise, hem yayılımı engellemede yetersiz kalmakta hem de zamansal belirsizlik içermektedir.

Sokağa baktığımızda; belirsizlik hem bireyleri hem de toplumsal yaşamı olumsuz etkilemekte depresif bir psikoloji, panik ve korku, topluma hâkim hale gelmektedir. Halk, gıda ve temel tüketim mallarını tedarik edip evlerinde yedekli olarak bulundurmak istemekte bu durum market raflarının hızla boşalmasına neden olmakta bu da ayrıca bir moral kaybı sebebi olmaktadır.

İş ve çalışma tarafına baktığımızda; bazı iş yerleri açık bazı iş yerleri ise kapalıdır. Açık olan iş yerlerinde çalışanlar stres altında çalışmakta, kapalı olan iş yerleri ise ne zaman çalışmaya başlayacaklarını bilememektedirler. Özetle her alanda bir stres ve belirsizlik durumu yaşanmaktadır. Toplumun bir umut ışığına ihtiyacı vardır. Yöneticiler yapacakları açıklamalar ve atacakları doğru adımlarla toplumu rahatlatmalıdır.

Konunun bir başka sıkıntılı boyutu; ülkemizde, her hangi bir birikimi olmayıp gündelik veya haftalık ücretle çalışmakta iken COVID-19 salgını nedeniyle işini ve gelirini kaybeden çok sayıda hane mevcuttur. Bu durumdaki haneler ağır geçim sıkıntısı içindedirler. Bu durumdaki haneler tespit edilip aşağıda 4. maddede önerdiğimiz şekilde nakdi destek temin edilmelidir. Bu hem söz konusu kesime ciddi moral destek sağlayacak hem de atıl durumdaki paranın piyasaya girmesini sağlayacağından ulusal ekonomik aktivitenin canlanmasına destek olacaktır.

Mevcut şartlardaki kısmi toplumsal izolasyonun en önemli dezavantajı zaman boyutunun belirsiz olmasıdır. Atılabilecek en doğru adım da zamansal belirsizliği çözmektir. Aşağıda önerdiğimiz üzere üç haftalık bir karantina döneminin sonunda hayatın normal seyrine döneceği beklentisi toplumun moral ve motivasyonunu yükseltecektir.

Öneriler

1- Başta gıda ve temel tüketim maddeleri olmak üzere stratejik sektörlerde tedarik zincirinin sürekliliğinin ivedilikle güvence altına alınması ve bunun topluma ilan edilmesi.

2- Gıda ve temel ihtiyaç maddelerinin tedarik güvenliğini sağlamak ve diğer hazırlıkları tamamlamak koşulu ile ülkede üç haftalık ulusal karantina uygulanması. Bu üç haftalık süre içinde olası vakalar tespit, tedavi ve izole edilebilecek sonrasında ise ülke sınırları içinde hayat normal seyrine dönebilecektir.

3- Dünya genelindeki gelişmelere göre gereken süre kadar sınırların kapalı tutulmaya devam edilmesi.

4- COVID-19 salgını nedeniyle işini ve gelirini kaybetmiş olup geçim sıkıntısı yaşayan haneler acilen tespit edilip; Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ve STK’ların katılımıyla bir Ulusal Dayanışma Fonu oluşturulmalı bu fona gelir temin etmek üzere ülkedeki varlıklı kişi ve şirketlerden bağış toplanması için ülke çapında kampanya düzenlenmeli ve fonda toplanacak olan para ihtiyaç sahibi hanelere nakdi olarak dağıtılmalıdır.

Mustafa İ. SEVİMLİ

Not: Bu yazıyı yayınladıktan bir süre sonra Milli Dayanışma Kampanyası ilan edildi. Ancak ne acıdır ki ülkemizde hemen her konuda olduğu gibi bu da politize edildi. Hükûmet bu kampanyayı bir fon şeklinde oluşturmalı ve fonu şeffaf hale getirmeliydi. Fonun yönetimi bakanlık ve STK temsilcilerinden oluşmalı, fona toplanan ve dağıtılan paralar bir internet sitesi üzerinde günlük olarak kamuoyuna ilan edilmeliydi. Muhalefet tarafı da hükûmet ile inatlaşmak yerine öncelikle kampanyaya destek vermeli ve aynı zamanda fonun şeffaflığını talep etmeliydi. Sonuç olarak maalesef bu konuda da sınıfta kaldık. 03.04.2020

2 Comments

  1. Güzel özetlemişsiniz. Türkiye’de ilk vaka duyulduğunda anlattığınız gibi üç haftalık ulusal karantina başlamış olsaydı sanırım 1 Nisan tarihi itibariyle ülke içinde yaşam normale dönmüş olacaktı. Zaman kaybının faturası ağırlaşıyor.

Leave a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This div height required for enabling the sticky sidebar